Duyduğu her sesi taklit edebilen nadir bir kuş ve büyüleyici
Bunları Biliyormusunuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bunları Biliyormusunuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Ekim 2011 Salı
14 Ekim 2011 Cuma
Bir Lokmalık Karpuz
Bu bir lokmada biten karpuzlar meyve-severlerin gözdesi haline geliyor. Nadir bulunan Pepino meyvesi 3 cmbüyüklüğünde . Sulu ve hafif olan bu meyvenin tadı kavun ve karpuzdan farklı olarak salatalığı andırıyor.
9 Ekim 2011 Pazar
F Klavye Nerden Çıktı

Yazı yazmakta kullanılan klavyeler, genellikle kullanılan dilde en sık
telaffuz edilen harflerin en kolay ulaşılacağı
yerlere yerleştirilmesi
ilkesini taşır. Böylece yazı yazan kişi kolaylıkla aradığı tuşları
bulabilir. Q klavyeler İngilizce'ye uygun biçimde tasarlanmıştır. F
klavyelerdeyse, Türkçe söylenişte en sık kullanılan a, e gibi sesli, k, m
gibi sessiz harfler klavyede parmakların en kolay erişebileceği yerlere
yerleştirilir.
Günümüzde kullanılan bilgisayar klavyeleri daktilo kullanılan dönemlerden
kalmadır. Daktilodan bilgisayara geçildiğinde harf diziliminde değişiklik
yaşanmadı. Gerek q, gerekse f klavyeler yazı yazan kişinin belli bir hızda
yazı yazmasına olanak verecek şekilde tasarlanmıştı. Daktilo kullanıldığı
dönemlerde gereğinden hızlı yazmak tuşların kilitlenmesine nende oluyordu.
Bu yüzden çok yavaş yazmak kadar çok hızlı yazmak da istenen bir şey
değildi. En uygun hızda yazmak üzere tasarlanan tuş dizilimi daktilodan
bilgisayara geçildiğinde varlığını korudu.
ilkesini taşır. Böylece yazı yazan kişi kolaylıkla aradığı tuşları
bulabilir. Q klavyeler İngilizce'ye uygun biçimde tasarlanmıştır. F
klavyelerdeyse, Türkçe söylenişte en sık kullanılan a, e gibi sesli, k, m
gibi sessiz harfler klavyede parmakların en kolay erişebileceği yerlere
yerleştirilir.
Günümüzde kullanılan bilgisayar klavyeleri daktilo kullanılan dönemlerden
kalmadır. Daktilodan bilgisayara geçildiğinde harf diziliminde değişiklik
yaşanmadı. Gerek q, gerekse f klavyeler yazı yazan kişinin belli bir hızda
yazı yazmasına olanak verecek şekilde tasarlanmıştı. Daktilo kullanıldığı
dönemlerde gereğinden hızlı yazmak tuşların kilitlenmesine nende oluyordu.
Bu yüzden çok yavaş yazmak kadar çok hızlı yazmak da istenen bir şey
değildi. En uygun hızda yazmak üzere tasarlanan tuş dizilimi daktilodan
bilgisayara geçildiğinde varlığını korudu.
Nane niçin ferahlık hissi verir?
Nane
niçin ferahlık hissi verir?


Nanenin verdiği ferahlık hissinden asıl sorumlu olan madde mentol olarak
bilinen alkol. Nane içeriğindeki mentolün buharlaşması sırasında, tıpkı
kolonyanın cildimizden buharlaşması esnasında hissettiğimiz serinlemeye benzer
olarak ferahlık hissederiz. Her iki olay da, alkolün endotermik (ortamdan ısı
alıcı) buharlaşma tepkimesi sonucu gerçekleşir.
Einstein'dan Hayat Dersleri
Einstein’dan
Uygulanması Gereken 10 Hayat Dersi

Einstein’ın başarısının
sırrının bu 10 sözle özetlediğini biliyormuydunuz ?
1. Merakınızın peşinden gidin
“Benim özel bir yeteneğim yok. Yalnızca
tutkulu bir meraklıyım.”
Sizin merakınızı çeken nedir? Neyi en
çok merak ediyorsunuz? Benim merak ettiğim neden bazı insanların başarılı olup
bazılarının olamadığıdır. Bu yüzden yıllarca başarı üzerine çalıştım.
Merakınızın peşinden giderseniz başarıya ulaşırsınız
2. Azim paha biçilmezdir
“Çok zeki olduğumdan değil, sorunlarla
uğraşmaktan vazgeçmediğimden başarıyorum.”
Belirlediğiniz yolun sonuna ulaşacak
kadar sabırlı mısınız? Posta pullarının gideceği yere varasıya kadar mektuba
yapışıp kalmasından ötürü çok değerli olduğu söylenir. Posta pulu gibi olun ve
başladığınız işi bitirin.
3. Bugüne odaklanın
” Güzel bir kızı öperken düzgün araba
kullanan birisi, öpücüğe hak ettiği dikkati vermiyor demektir.”
İki atı aynı anda süremezsiniz. Bir
şeyler yapabilirsiniz ama her şeyi yapamazsınız. Şimdiye odaklanın ve bütün
enerjinizi şu anda yaptığınız işe verin.
4. Hayal gücü güç verir
“Hayal gücü her şeydir. Sizi bekleyen
güzelliklerin önizlemesi gibidir. Hayal gücü bilgiden daha önemlidir.”
Hayal gücünüz geleceğinizi belirler.
Einstein şöyle der: ‘Zekanın gerçek göstergesi hayal gücüdür, bilgi değil’. Bu
yüzden hayal gücünüzün hantallaşmasına izin vermeyin
5. Hata yapın
“Hiç hata yapmamış bir insan yeni bir
şey denememiş demektir.”
Hata yapmaktan korkmayın. Eğer nasıl
okuyacağınızı bilirseniz hatalar sizi daha iyi bir konuma getirebilir. Başarılı
olmak istiyorsanız yaptığınız hataları üçe katlayın.
6. Anı yaşayın
“Ben geleceği hiç düşünmem, ne de olsa
gelecektir.”
Geleceği ayarlamanın tek yolu
olabilidiğiniz kadar şimdide olmaktır. Şu anda dünü ya da yarını
değiştiremezsiniz. Önemli olan tek an şimdidir.
7. Değer yaratın
” Başarılı olmaya değil, değerli olmaya
çalışın.”
Zamanınızı başarılı olmak için
harcamayın, değerler yaratın. Eğer değerli olursanız başarı kendiliğinden
gelecektir.
8. Farklı sonuçlar beklemeyin
“Delilik: Aynı şeyleri tekrar tekrar
yapıp farklı sonuçlar beklemek.”
Hergün aynı rutinde yaşayarak farklı
görünmeyi bekleyemezsiniz. Hayatınızın değişmesini istiyorsanız kendinizi
değiştirmelisiniz.
9. Bilgi deneyimden gelir
” Bilgi malumat değildir. Bilmenin tek
yolu deneyimlemektir.”
Bir konuyu tartışabilirsiniz ama bu size
sadece felsefi bir anlayış kazandırır. Bir konuyu bilmek istiyorsanız onu
deneyimlemelisiniz.
10. Kuralları öğrenin, daha iyi oynayın
” Oyunun kurallarını öğrenmek
zorundasınız. Böylece herkesten iyi oynayabilirsiniz.”
Yapmanız gereken iki şey var. Birincisi
oynadığınız oyunun kurallarını öğrenmek. İkincisi ise oyunu herkesten iyi
oynamayı istemek. Bu iki şeyi yaparsanız başarı sizinle olur!
8 Ekim 2011 Cumartesi
Kaşıkçı Elması'nın Hikayesi
Topkapı Müzesi'ndeki ünlü "Kaşıkçı Elması" adını nasıl almış? Bu elmas Osmanlı Hazinesi'ne nasıl girmiş? Elmas kaç karattır? Dünyanın tanınmış elmasları arasında yeri nedir?
Topkapı müzesindeki ünlü elmasa neden "kaşıkçı elması" denildiği hakkında muhtelif hikayeler varsa da, kanımca bunların doğru olanı, elmasın kesiminin oval olması ve dolayısıyla da kaşığa benzemesindendir. Elmasın Osmanlı Sarayı'na nasıl girdiği hakkındaki bilgi de, rivayetten öte değildir. Son yıllarda yeni tartışılmaya başlanan ve doğru olması en muhtemel rivayet şöyledir: 1774 yılında Pigot adında bir Fransız subayı, bu elması Hindistan'ın Madaras Mihracesi'nden satın alıp Fransa'ya götürür. Bir zaman sonra tekrar satılığa çıkartılan elması Napolyon'un annesi satın alır ve uzun süre göğsünde taşır. Ne var ki, Napolyon sürgüne gönderildiği zaman, oğlunu kurtarabilmek için, annesi de elması mecburen satılığa çıkartır. İşte o sırada, Fransa'da bulunan Tepedelenli Ali Paşa'nın bir adamı, paşa adına 150 bin altın ödeyerek elması satın alır ve paşaya getirir.
Sultan 2'nci Mahmud zamanında, Tepedelenli Ali paşa, devlete karşı ayaklandığı gerekçesiyle öldürülür, paşanın varlıklarına el konulur ve nesi var nesi yoksa Osmanlı Hazinesi'ne gönderilir. Böylelikle, Napolyon'un annesinden satın alınan "Kaşıkçı Elması" hazineye girmiş olur.
Kaşıkçı elması'nın çevresini iki sıra 49 adet pırlanta kuşatmaktadır. Bu haliyle elmas, yıldızların ortasında pırıl pırıl parlayıp gökyüzünü aydınlatan bir dolunayı andırır. Pırlantaların, elmasa ışık ve güzellik vermesi için sonradan, 2'nci Mahmud tarafından dizdirildiği sanılmaktadır.
Kaşıkçı elması 86 karattır ve dünya'nın tanınmış 22 elması arasındadır. Dünyanın en büyük elması olarak bilinen 191 karatlık Işık Dağı ya da Kuh-i Nur adıyla tanınan elmas Hindistan'da bulunmuştur ve bugün, İngiltere Krallık Hazinesi'ndedir. Adı Farsçada Işık Denizi anlamında olan, uçuk pembe renkli, yassı bir taş olan Derya-i Nur elması ise, yaklaşık 185 kırat ağırlığındadır ve bugün İran Milli Bankası'nda saklanmaktadır. Bunlara ilaveten, 1853 yılında Brezilya'da bulunan ve Güney Yıldızı adıyla tanınan 128 karatlık elmasla, Büyük Moğol Elması ve bizdeki 86 karatlık Kaşıkçı Elması, dünyanın en büyük elması ve en değerli 22 elmasın arasında bulunmaktadır.
6 Ekim 2011 Perşembe
Bunları Biliyormusunuz - 1
Bunları Biliyormusunuz - 1
- Kendi dirseğini yalamanın imkansız olduğunu
- Ördeğin vakvaklamasının yankı yaratmadığını ve bunu kimsenin açıklayamadığını
- Dünyadaki fotokopi makinelerinde meydana gelen arızaların %23 ünün, makinenin üstüne oturup kendi popolarının fotokopisini çekmek isteyen insanlar sayesinde meydana geldiğini
- Yaşamın boyunca uyku sırasında yaklaşık 70 böcek ve 10 örümcek yiyeceğini (Mmmmh!!:)
- İdrarın zifiri karanlıkta parladığını
- Eğer çok şiddetli hapşırırsan, kaburgalarından birini kırabileceğini
- Hapşırmayı engellemeye calışırsan, başındaki veya boynundaki damarlardan birinin yırtılabileceğini ve ölebileceğini
- Hapşırdığın sırada gözlerini açık tutmaya çalışırsan, yerlerinden fırlayabileceklerini
- Domuzların vücut yapılarından dolayı hiçbir zaman başlarını yukarı kaldırıp gökyüzüne bakamadıklarını
- Dünya nüfusunun %50 sinin hiç telefonla konuşmadığını
- Farelerin ve atların kusamadıklarını
- 1 saat süreyle kulaklıkla birşey dinlemenin kulaktaki bakteri sayısını %700 arttırdığını
- Çakmağın kibritten önce bulunduğunu
- Parmak izleri gibi dil izlerinin de her insan için benzersiz olduğunu
- Bu yazıyı okuyan insanların %75 inden fazlasının, dirseklerini yalamaya çalışacaklarını
5 Ekim 2011 Çarşamba
1,63 Milyon Dolarlık Çanta
1,63 Milyon Dolarlık Çanta
Ginza Tanaka 14 Haziran 2007'de Tokyo'daki bir moda gösterisinde elmas platinyum çantayı tanıttı.Toplamda 208 karatlık bu çanta saf platinyumdan yapılma ve 2.182 elmasla döşenmiş çantanın fiyatı da ona göre oluyo haliyle.
Kendini Alkolik Kabul Edenlere Tekila
Bir içeceğin 225,000 dolar olduğunu düşünebiliyor musunuz? Tequilla Ley,20 Temmuz 2006'da 925 şişe platinyum ve beyaz altın tekilayı 225,000 dolara sattı.Bu alıcının Mexico City'den bir koleksiyoner olduğu da belirtildi.Bu içki mavi agav bitkisinden yapılmış ve 6 sene bekletilip dinledirilmişti.En pahalıya satılan içki rekorunu kıran şirket Guinness Rekorlar Kitabı'na girdi.Platinyum şişeyi satın alamayanlar için şirket 150,000 dolara altın ve platinyum şişeleri, 25,000 dolara da gümüş ve altın şişeleri bu şekildede satışa sunuyorlar.
4 Ekim 2011 Salı
Saç Telinden Akım Geçer mi?
Saç teli elektrik akımını iletir mi?
Aslında ideal yalıtkan bir malzeme yoktur ve tüm malzemeler, elektriği az veya çok iletir. Ancak bazı malzemeler, dirençleri çok yüksek olduğundan, yalıtkan sayılırlar. İnsan saçı da bunlardan birisi. İletkenliği, kuru iken çok düşük olup, ıslaklığı ve içerdiği nem oranı arttıkça artıyor.
Kuru veya ıslak insan saçı; yün, saç ve benzeri lifler gibi; alfa-keratinden oluşur. Keratinin iletkenliği, içerdiği su moleküllerinin arasındaki hidrojen bağlarının oluşturduğu kesintisiz iletim ağındaki ‘proton patikaları’nın sayısına bağlı olarak değişiyor. Şöyle ki, yün liflerinin 25°C’deki elektrik özdirenci ρ; kuru keratin kütlesine göre %25 nem oranında 6x106 ohm-cm iken, %7 nem oranında 3x1012 ohm-cm’ye çıkıyor. Bu durumda, kesit alanı A, uzunluğu L olan bir lifin direnci; R= ρ.L/A’ya eşittir. Tipik bir saç telinin yarıçapı 0,0038 cm olduğuna göre, 1 cm uzunluğundaki bir parçasının direnci; R= (6x106 ohm-cm).(1 cm)/(πx0,00382 cm2)= 1,32x1011 ohm olur. Böyle bir saç teli parçasının uçları arasına, diyelim 5,000 V’luk DC gerilim uygulandığında, geçen akım, I=V/R=3,79x10-8 A, yani 0,0379 mikroamperdir. Bu akım düzeyi, çoğu ampermetrenin duyarlılık sınırının altında kalır. Kaldı ki, saçın kuru olması halinde direnç çok daha yüksek olacağından, akım da çok daha düşük olacaktır. Bu yüzden, elektrikle kıl dibi hücrelerini öldürdüğünü iddia eden ‘epilasyon’ aygıtlarının etkinliği, kuşkulu olup, tartışma konusudur. Gerçi yöntemde tüylerin üzerine, tüylerin dışında iletken bir katman oluşturması amacıyla iletken bir jöle sürülüyor olsa da, akımın tüy boyunca ilerleyerek kıl dibi hücresine (‘follicle’) girip, hücre dibindeki büyüme tomurcuğuna (‘papilla’) ulaşmak yerine, girişteki açıklıktan etrafa yayılıp, diğer deri hücrelerine dağılması kesin gibidir. İğne elektrotlar arasında elektroliz yöntemi daha etkili.
Tesla Sargısı
Tesla Bobini
1892'de Yugoslav mühendis Nikola Tesla tarafından bulunan Tesla bobini, yüksek gerilim ve yüksek frekanslı bir akım kaynağıdır. Düşük gerilim kaynağını yüksek gerilim kaynağına dönüştürmek için, bir İNDÜKSİYON BOBİNİ kullanılır. İndüksiyon bobininin ikincil sarımuçlan (yüksek gerilimin uçları), bir kıvılcım aralığına (Tesla'nın ilk aygıtında kıvılcım aralığı yerine, bir Leyden şişesi yerleştirilmişti) bağlanır. Devre, Tesla bobininin birincil sarımı ve KONDANSATÖR üstünden tamamlanır. Birincil sarım magnetik olmayan bir çekirdek üstüne sarılı birkaç sargıdan oluşur ve çok sargılı olan ikincil sarımdan, ya hava boşluğuyla ya da yağla ayrılır.
Birincil sarımdaki gerilim, tıpkı indüksiyon bobinindekine benzer bir süreçle artarak, ikincilden çıkar. Birincil devrede bulunan kıvılcım aralığı, akımın birincil bobinde birkaç milyon hertzlik bir salmımla titreşmesine neden olur. Titreşimin etkisiyle ikincil uçlardan, hem yüksek gerilim, hem de yüksek frekans elde edilir. Aygıt genellikle, deneysel çalışmalarda kullanılır.
ikincil devreye, birincille rezonansa geçmesi için, ayarlı bir kondansatör bağlanabilir. Böylece, ikincilde en yüksek frekans elde edilir. Birincil devrede/ indüksiyon bobini yerine TRANSFORMATÖR de kullanılabilir.
İkincil akımın frekansı çok yüksek olduğundan, ikincil devre çevresinde düşük ve yüksek gerilim noktaları oluşur. Bu akım iki paralel telde oluşturulup, aralarına Geissler tüpü yerleştirilir.
Kaçak bulma: Camdan yapılmış büyük vakum aygıtlarındaki kaçakları saptamada, yukarda anlatılan olaydan yararlanılır. İkincil sarımın çıkış ucu, cam vakum aygıtının dışına yerleştirilir. Sistemde bir kaçak varsa ve basınç 10 mm cıva sütunu (torr) düzeyindeyse, sisteme sızan havada bulunan azot, pembe renkli bir parlama oluşturur. Basınç 1,5 torr ise, parlama çizgiler halindedir. Bu çizgiler, basınç 0,05 torr'a geldiğinde büyür. Daha büyük değerlerde de, aygıtın yüzünde, yeşil renkli flüoresan parlamalar gözlenir.
Kuşku duyulan bir kaçak noktasını saptamak için, bu nokta üstüne bir miktar eter, karbontetraklorür ya da aseton dökülür. Uç bu maddelerden birine yaklaştırıldığında, buharlaşma nedeniyle aygıtın iç yüzünde çok şiddetli bir aydınlanma oluşur. Uç -tam kaçak noktasına değdiği anda da, bir elektrik deşarjı ortaya çıkar. Yöntem, metal sistemlerde kullanılamaz; kullanılsa da pek duyarlı sonuç vermez.(kaynak:nuveforum.net)
Türkiye'nin CERN'i
Türkiye'nin 'CERN'i Ankara'da açıldı
Devlet Opera ve Balesi sanatçılarının verdiği kısa bir konserin ardından, AÜ Rektörü Prof. Dr. Cemal Taluğ, törende yaptığı konuşmada, Türkiye'nin parçacık hızlandırıcı faaliyetlerine yıllar önce başlaması gerektiğini belirterek, bugün gelinen noktanın çok sevindirici olduğunu, ancak vakit kaybetmeden tüm kurumların desteğiyle hızla ilerlenmesi gerektiğini söyledi.
Üniversite olarak, projenin gelişmesi için tam destek vermeye devam edeceklerini vurgulayan Taluğ, destek alınamayan yerlerle de tekrar görüşülmesi önerisinde bulundu.
Taluğ, projenin Türkiye için büyük bir gurur olduğunu ifade ederek, emeği geçen herkese teşekkürlerini sundu.
Hızlandırıcı Teknolojileri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Yavaş da projenin üniversitelerinin koordinatörlüğünde üniversiteler arası işbirliği ile yürütüldüğünü belirterek, '721. yüzyılın doğurgan teknolojilerinden sayılan hızlandırıcı ve dedektör teknolojilerinin ülkemizde bilimsel araştırma ve teknoloji geliştirme çalışmalarında daha yoğun kullanılmasını hedefliyoruz'' dedi.
Projeye, Devlet Planlama Teşkilatının destek verdiğini anlatan Yavaş, Boğaziçi, Doğuş, Dumlupınar, Erciyes, Gazi, İstanbul, Niğde, Süleyman Demirel ve Uludağ üniversitelerinin işbirliği ile yürütüldüğünü ifade etti.
Yavaş, projenin oluşturulma sürecinde 30 Kasım 2007'de Isparta'da meydana gelen uçak kazasında yaşamını yitiren bilim insanlarını da rahmetle andı. Yavaş, şöyle devam etti:
''Atomun yapısının ve süper iletkenliğinin keşfinin ardından süper iletken elektron hızlandırıcısı ile atomun ve maddenin içine yapacağımız yolculuğu mümkün kılacak tesisin, üniversitemiz, ülkemiz ve bölgemiz için büyük önem taşıdığına inanıyorum.
Merkez, ülkenin bilimsel ve teknolojik atılımında ve kalkınmasında çok önemli roller üstlenecektir.''
TOBB Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Saleh Sultansoy da bu merkezin bir ülke için gelişmişlik göstergesi olduğunu belirterek, projenin her aşamasının desteklenmesi ve sürecin hızlanması gerektiğini söyledi.
Projenin oluşturulma sürecinde TÜBİTAK'a yönelik eleştiride bulunan Sultansoy, ''TÜBİTAK'tan destek sıfır. Bu çok önemli açılışta da kendilerinden hiç kimse yok'' dedi.
''İLERİ DÜZEYLİ AR-GE ALT YAPISI SUNULACAK''
Merkezde malzeme ve yarı iletken teknolojisi, biyoteknoloji, nanoteknoloji, lazer, sağlık, iletişim, savunma, çevre, genetik gibi alanlarda Türkiye araştırmacılarına ileri düzeyli AR-GE alt yapısı sunulacak.
Ankara Üniversitesi bünyesinde ve geçen yıl kurulan ve hizmet binalarına kavuşan Hızlandırıcı Teknolojileri Enstitüsünde, hızlandırıcı ve dedektör teknolojileri alanında uzmanlar yetiştirilecek ve projeler gerçekleştirilecek. Enstitü, ayrıca Türk Hızlandırıcı Merkezi çalışmalarını koordine edecek.
Türkiye'nin CERN'e tam üyelik sürecinde Türkiye içinde hızlandırıcılara dayalı AR-GE ve uygulamalar açısından en önemli yatırımlarından birisi olan bu aşamanın ardından devam edecek çalışmalarla, dört büyük ölçekli hızlandırıcı tesisini içerecek Türk Hızlandırıcı Merkezi'nin hayata geçirilmesi amaçlanıyor.(kaynak:ntvmsnbc)
Uzayın kolyesi bulundu
Uzayın kolyesi bulundu
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi'nin teleskobu Hubble, uzayda bir kolye gibi parlayan nebulanın eşsiz görüntülerini elde etti.
Kısa süre önce keşfedilen ve görüntüsünden ötürü "Nebula Kolyesi" adı verilen gökcisminin güneş benzeri bir yıldızdan geriye kalan yoğun ve parlak gaz boğumları, uzayda elmas gibi parlıyor.
20 trilyon kilometre genişliğindeki nebula, Sagitta takımyıldızında 15 bin ışıkyılı uzakta bulunuyor.
Uzayda bulunan gaz bulutsularına verilen isim olan nebula (bulutsu) yıldızlar arasında bulunan boşluklarda yer alan ve yıldızların yaydıkları ışık enerjisi ile görünür hale gelen yoğun gaz ve toz bulutları olarak tanımlanıyor.
(kaynak:cnnturk)
Yıldızların ışıkları gece niçin kırpışıyor?
Yıldızların ışıkları gece niçin kırpışıyor?
Güneş sistemimizde bile mesafeler o kadar büyüktür ki, dünyamıza 8 dakikada gelen güneş ışığı, Neptün'e ancak 4 saatte ulaşır. Zaten güneş sistemimizde bulunmalarına rağmen Neptün ve Plüto teleskop kullanmadan dünyamızdan görülemezler. Güneş Neptün'e o kadar uzaktır ki, bu gezegenden bakıldığında görünümü parlak bir yıldızdan farksızdır. Güneş ışıklarının dünyamıza gelmek için 8 dakikada aldığı bu yolu, saatte bin kilometre hızla giden modern bir jet uçağı ancak 17 yıl civarında gidebilirdi.
Güneş sistemimizin dışındaki mesafeler ise inanılmaz. Örneğin, Andromeda galaksinin ışığı dünyaya 2.2 milyon yılda ulaşmaktadır. Yani biz bu galaksiyi bu kadar yıl evvelki hali ile görüyoruz. Şimdi ne yapıyorlar acaba?
Aysız berrak bir gecede gökyüzünde gözle görülebilen yıldız sayısı 7 bindir. Küçük bir teleskopla 25 milyon yıldız görülebilir. Ama örneğin ABD'deki Mount Palomar gözlem evindeki teleskopla tüm gökyüzü taranabilse 2 milyar yıldız görülebilir. Halbuki sadece Samanyolu galaksisinde 100 milyar yıldız olduğu tahmin edilmektedir.
Yıldızların göz kırpıyormuş gibi ışıklarının kırpışmasını sebebi, çok uzaktan geliyor olmaları ve atmosferimizdir. Yeryüzünde nispeten ılınan hava devamlı olarak yükselme meylindedir. Bu durum gece de devam eder. Yıldızların zayıf ışıkları bu yükselen hava dalgası içinde kırılırlar. Bazen gözümüze tam olarak ulaşmazlar, yani kesik kesik gelirler.
Bu evimizdeki sıcak radyatörün veya bir ateşin ya da yazın çok sıcak yolların üzerindeki yükselen havanın arkasındaki şekillerin görüntüsünü dalgalandırmasına benzer. Gerçi görülebilir gezegenlerden gelen ışılar da yükselen hava dalgaları ile kırılır ama onların ışıkları daha güçlü olduklarından gözümüze ulaşmada kesinti olmaz ve göz kırpmazlar.
3 Ekim 2011 Pazartesi
Pepsi'nin ilk adını merak ettiniz mi ?
1890 senesinde kurulan Pepsi-Cola, Caleb Bradham tarafından bulunmuştur.
Hatta firmanın ilk adı "Bradham's Drinks" olarak kararlaştırılmıi daha sonra Pepsi-Cola olarak değiştirilmiştir.
Kan kaybından ölmek hayal oldu...
Amerika'da bilimadamları inanılmaz bir olaya imza attı. Uzmanlar labaratuvarda bir köpeğin damarlarında dolaşan bütün kanı boşaltı. Daha sonra da dirilttiler. Nasıl mı?
Yüzyıllardır insanlığın en çok hayalini kurduğu, aynı zamanda en karanlık kabuslarına giren "zombiler" gerçek oluyor. Amerika'nın Pittsburgh kentindeki "Safar Araştırma Merkezi" ndeki bilimadamları, köpekleri klinik olarak öldürdükten 3 saat sonra canlandırabildiklerini açıkladı.
Ancak tüyleri ürperten bir korku filminin repliklerine benzer bu açıklamanın altında, insanlık için verem tedavisi veya çiçek aşısı gibi önemli bir gelişme yatıyor.
Kan kaybından ölmek tarih olacak
"Suspend Animation (Uzatılmış canlandırma)" denilen bu teknikte, uzmanlar köpeğin damarlarında dolaşan bütün kanı boşaltı. Ve damarlar soğuk ve tuzlu suyla dolduruldu. Nefes almayan, kalbi atmayan ve tüm beyin fonksiyonlarını yitiren köpek, klinik olarak ölmüş oldu.
Normalde 37 derece olan vücut ısısı da 7 derece kadar düştü. 3 saat sonra tuzlu su boşaltılarak, köpeğin kendi kanı damarlara enjekte edildi. Elektroşokla kalbi çalıştırılan köpek, kısa süren ölümün ardından tekrar hayata döndü.
Enstitüdeki bilimadamları insanlar üzerindeki çalışmalarında da start vermiş. Böylece kan kaybeden hastaların hemen "dondurulacağını", daha sonra uygun bir zamanda yeniden canlandırabileceğini söylüyorlar.
Yüzyıllardır insanlığın en çok hayalini kurduğu, aynı zamanda en karanlık kabuslarına giren "zombiler" gerçek oluyor. Amerika'nın Pittsburgh kentindeki "Safar Araştırma Merkezi" ndeki bilimadamları, köpekleri klinik olarak öldürdükten 3 saat sonra canlandırabildiklerini açıkladı.
Ancak tüyleri ürperten bir korku filminin repliklerine benzer bu açıklamanın altında, insanlık için verem tedavisi veya çiçek aşısı gibi önemli bir gelişme yatıyor.
Kan kaybından ölmek tarih olacak
"Suspend Animation (Uzatılmış canlandırma)" denilen bu teknikte, uzmanlar köpeğin damarlarında dolaşan bütün kanı boşaltı. Ve damarlar soğuk ve tuzlu suyla dolduruldu. Nefes almayan, kalbi atmayan ve tüm beyin fonksiyonlarını yitiren köpek, klinik olarak ölmüş oldu.
Normalde 37 derece olan vücut ısısı da 7 derece kadar düştü. 3 saat sonra tuzlu su boşaltılarak, köpeğin kendi kanı damarlara enjekte edildi. Elektroşokla kalbi çalıştırılan köpek, kısa süren ölümün ardından tekrar hayata döndü.
Enstitüdeki bilimadamları insanlar üzerindeki çalışmalarında da start vermiş. Böylece kan kaybeden hastaların hemen "dondurulacağını", daha sonra uygun bir zamanda yeniden canlandırabileceğini söylüyorlar.
En Güzel 10 Banknot
En Güzel 10 Banknot
İşte The Art of Money'nin yazarı David Standish'e göre dünyanın en güzel 10 banknotu..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










